Tüm kadın aksesuar fırsatları için tıklayın !

Her Şey Çözülür
Temmuz ayının birbirine benzeyen sıcak günlerinden birinde, sabahın ilk ışıkları sokak lambalarının yerini almaya hazırlanırken, koyu yeşil bir kamyonet, toprak yoldan toz bulutları kaldırarak geldi ve hastanenin acil servis kapısı önünde durdu. Arabanın ön koltuğundan inen iki kişi oyalanmadan arka koltuktaki iri kiyim adamı omuzlayıp hastaneye taşıdılar.

Ekrem, Sinan’ın yaralandığı haberini alınca hemen Kerim’e koştu. Sonra birlikte hastaneye geldiler. Sinan’ı sol bacağı baldırına kadar alçılanıp askıya alınmış bir halde yatakta görünce çok üzüldüler.

Sinan’ı getiren iki adam da oradaydı. Adamlardan biri uzun boylu ve iri yapılıydı. Kocaman bir sakalı vardı ve başına bir eşarp sarmıştı. Diğeri ise oldukça zayıftı ve belki de bu yüzden, ondan daha kısa görünüyordu. İkisi de ayakta duruyor ve Sinan’a ilgi gösteriyorlardı.

Ekrem, “Bacağına ne oldu?” diye sordu.

“Bir kaza,” dedi Sinan. Yorgun görünüyordu ve yüzü soldundu. “onlara çalışıyordum.”

Sinan ayakta dikilen iki adamı işaret ediyordu. Adamlardan sakallı olanı, “Dağda kamp kurduk,” dedi.

“Ne kampı?” diye sordu Ekrem. “Bunun Sinanla ne ilgisi var?”

“Onlar arıcı,” dedi Sinan. “Onlara çalışıyordum.”

“Yani kazayla arı kovanına mı düştün?” dedi Kerim.

“Bizim için kapan kuruyordu,” diye açıkladı sakallı adam. “Kovanlara dadanan bir ayıyı yakalamak için. Bilirsiniz, bir kovan bal için her şeyi yapabilirler.”

“Yaptılar da,” diye ekledi yanındaki. “Bu yüzden biz de önlem olarak kapan kuralım dedik.”

“Şimdi kahrolası bütün dünya benim kendi kapanıma yakalandığımı düşünecek,” diye homurdandı Sinan. “Çocuklar bile gülecek buna.”

“Biri kapanların yerini değiştirmiş,” dedi sakallı adam. “Anlayacağınız, onun bu işte bir kusuru yoktu.”

“Hava karanlıktı,” dedi Sinan. “Kapanları kontrol etmeye çıkmıştım. Kahrolası kapanlardan birinin tam da yolumun üzerinde olduğunu bilemezdim. Ama bu kendi tuzağıma düştüğüm gerçeğini değiştirmez.”

Sinan son derece üzgün görünüyordu. Çünkü kendini hakarete uğramış ve aldatılmış hissediyordu. Aslında bu iki duygudan biri bile sağlıklı bir adamı hastanelik etmeye yeterdi.

“Yine de şansın varmış ki seni zamanında bulmuşlar,” dedi Kerim. Olayın iyi yönlerini göstermeye çalışıyordu.

“Yo,” dedi sakallı adam. “Onu biz bulmadık. İşin gerçeği o bizi buldu. Bütün o yolu bacağındaki ağır kapanla sürünerek aştı ve çadırlara kadar gelmeyi başardı.”

“Onu neredeyse vuruyorduk,” dedi yanındaki.

“Ayı olduğumu düşünerek vuracaklardı beni,” dedi Sinan. “Ne kadar komik, değil mi?”

“Ama korkunç bir sesi vardı. Biz de gerçekten ayı olduğunu düşündük.”

“Bu bir cinayet,” diye öfkelendi Ekrem. “Sinan’ı öldürmek istediler. Onu dağ başında kan kaybından ölmesi için tuzağa düşürdüler.”

“Eh,” dedi Kerim. “Bir tanığımız bile yok.”

“Polis ne güne duruyor?”

“Polis olmaz,” diye araya girdi Sinan. “Polisin işe karışmaması gerektiğini biliyorsun.”

“Neden o?”

“Bu bölgede avcılık yasak,” dedi sakallı arıcı.

“Yine de polise her şeyi anlatmak gerek,” diye ısrar etti Ekrem.

Sinan itiraz etti. “Polise gitmek yok. Onlara ne diyebilirim ki? Bacağımı köpekbalığına kaptırdığımı mı? Polis karışmamalı.”

“Doktora da bunu söyledik,” dedi sakallı arıcı. “Polisin işe karışmasını istemediğimizi söyledik.”

“Buna razı oldu mu?”

“Bir miktar bal her şeyi çözdü. Olayı kayıtlara iş kazası diye geçirmeyi kabul etti.”

“Gerçekten de iş kazasıydı,” dedi Sinan. “Bu şekilde düşünmek rahatlatıyor beni.”

“Bu durumda,” dedi Ekrem, “herkes kazanıyor, ama sadece tek bir kaybeden kalıyor.”

“Aslında o da kaybetmiyor,” dedi öteki arıcı. “Kamyonet ona kalıyor.”

“İşte bu her şeye değer,” dedi Sinan.

“Bir kamyonetle ne yapabilirsin ki?” dedi Ekrem. “Bu şey yakıt ister, lastik ister.”

“Onu öylece bekletecek değilim,” dedi Sinan. “Elbette bir planım var. Bu dünyada herkes kadar ben de bir kamyonet edinme hakkına sahibim.”

“Kâğıtları getirdik,” dedi sakallı arıcı. “Her şeyi ayarladık.”

Arıcılar hastanede daha fazla kalmadılar. Adamlar çıkınca Ekrem Sinan’a yaklaştı, “Gerçekten polis istemiyor musun?” diye sordu.

“Kamyonet işimi görür,” dedi Sinan. “Onu satmak istemiyorum. Onunla ormandan odun getirebilirim.”

“Ama bu yasak,” dedi Kerim. “Polisle başının belaya girmesini istemezsin.”

“Bunu da çözeriz,” dedi Sinan. “Her şey çözülür.”

“Halledilmeyecek bir şey yoktur,” dedi Ekrem. “Gerçekten de, her şey çözülür. Hoş bir ifade bu. Yani istedikten sonra bir milyon tuzak bile bir adamı yolundan çeviremez.”

Sinanla Kerim son derece etkilendikleri bu sözlere yürekten katıldılar ve Ekrem’i bilgeliğinden dolayı tebrik ettiler.

Muhabbetara.com sitesinin bu bölümünde aşk hikayeleri, yaşanmış gerçek hikayaler bulabilirsiniz. Her Şey Çözülür hikayesinin beğendiyseniz yada Her Şey Çözülür dostluk hikayesi dışında bu ve buna benzer gerçek dostluk hikayeleri okumak isterseniz Kategoriler kısmındaki “Hikayeler” linkini tıklayıp Her Şey Çözülür dostluk hikayesi tarzında bir çok dostluk hikayesi bulabilirsiniz.

Her Şey Çözülür Dostluk hikayesini beğendiyseniz lütfen yorum yapınız

Her Şey Çözülür hikayeler, Her Şey Çözülür aşk hikayesi, Her Şey Çözülür gerçek hikayeler, Yaşanmış hikaye Her Şey Çözülür, Yaşanmış hikayeler Her Şey Çözülür