Dünya’da en çok enerji tüketen ülkeler

Dünya'da en çok enerji tüketen ülkeler

Leyla Özel‘in haberi

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun (UNFPA) 2010 Ülkeler Dünya Nüfusu Raporu verilerine göre, petrol ve doğalgaz da yüksek oranda dışa bağımlı Türkiye’nin enerji tüketiminde alacağı çok yol var.

Primer enerji de denilen birincil enerji tüketiminde (petrol, kömür, linyit, doğalgaz, hidrolik, jeotermal, elektrik… vs tüketimi) 19 bin 504 kg petrol eşdeğeri kişi başı tüketimi ile petrol zengini Katar, dünyada 186 ülke arasında başı çekiyor.

Katar’ı 15 bin 708 kg eşdeğer petrol birinci enerji tüketimi ile İzlanda ve 11 bin 832 kg eşdeğer petrol tüketim ile de Birleşik Arap Emirlikleri izliyor.

Bir diğer petrol ülkesi Bahreyn 11 bin 551 kg petrol eşdeğeri tüketimi ile dördüncü, Karayipler’de yer alan ada ülkesi Trinidad ve Tobago 11 bin 506 kg petrol eşdeğeri tüketimi ile beşinci, Hollanda Antilleri 11 bin 321 kg petrol eşdeğeri altıncı, Kuveyt 9 bin 463 kg petrol eşdeğeri tüketimi ile yedinci, Lüksemburg 8 bin 790 kg eşdeğeri petrol tüketimi ile sekizinci, Kanada 8 bin 169 kg petrol eşdeğeri tüketimi ile de dokuzuncu sırada yer aldı.

Dünyanın en gelişmiş ülkesi ABD ise kişi başına 7 bin 766 kg petrol eşdeğeri tüketimi ile listenin ancak onuncu sırasına yerleşirken, Türkiye kişi başına bin 370 kg petrol eşdeğeri birincil enerji tüketimi ile 69′uncu sırada yer alabildi.

-KITALARIN EN FAZLA ENERJİ TÜKETENLERİ-

Kişi başına birincil enerji tüketimi kıtalar açısından incelendiğinde listenin ilk sırasında yer alan Katar, kişi başına tükettiği enerji ile Asya kıtasının en fazla enerji tüketen ülkesi konumunda.

Listenin ikinci sırasında yer alan İzlanda kişi başına enerji tüketiminde Avrupa kıtasının ilk sırasında yer alırken, Türkiye kıta sonuncusu oldu. Trinidad ve Tobago Kuzey Amerika’da, Okyanusya’da Avustralya, Afrika kıtasında da Libya ilk sırada yer aldı.

UNFPA 2010 Ülkeler Dünya Nüfusu Raporuna göre, dünyada kişi başı enerji tüketiminde ilk 70 sırada yer alan ülkeler şöyle:

ÜLKE KİŞİ BAŞI ENERJİ TÜKETİMİ

. (PETROL EŞDEĞERİ KG)

—————— ————————-

Katar 19,504

İzlanda 15,708

BAE 11,832

Bahreyn 11,551

Trinidad ve Tobago 11,506

Hollanda Antilleri 11,321

Kuveyt 9,463

Lüksemburg 8,790

Canada 8,169

ABD 7,766

Brunei Sultanlığı 7,190

Finlandiya 6,895

Suudi Arabistan 6,223

Avustralya 5,888

Singapur 5,831

Norveç 5,704

Umman 5,678

İsveç 5,512

Belçika 5,366

Hollanda 4,909

Rusya 4,730

Kore 4,586

Fransa 4,258

Çek Cumhuriyeti 4,428

Kazakistan 4,292

Estonya 4,198

Almanya 4,027

Japonya 4,019

Avusturya 3,997

Yeni Zelanda 3,966

Slovenya 3,632

Türkmenistan 3,631

Danimarka 3,598

Birleşik Krallık 3,464

İrlanda 3,457

İsviçre 3,406

Slovakya 3,307

İspanya 3,208

İsrail 3,059

İtalya 3,001

Ukrayna 2,953

Belarus 2,891

Libya 2,889

Yunanistan 2,875

Kıbrıs 2,854

Güney Afrika 2,807

Litvanya 2,740

Malezya 2,733

Macaristan 2,658

Bulgaristan 2,641

İran 2,604

Portekiz 2,363

Venezuela 2,319

Sırbistan 2,141

Malta 2,120

Hırvatistan 2,101

Letonya 2,052

Hong Kong 1,985

Jamaika 1,852

Şili 1,851

Özbekistan 1,812

Romanya 1,806

Meksika 1,750

Tayland 1,553

Çin 1,484

Bosna Hersek 1,483

Makedonya eski

Yugoslav Cumhu. 1,482

Azerbaycan 1,388

Türkiye 1,370

Brezilya 1,239

Karayollarına 4 milyar 476 milyon döküldü

Karayollarına 4 milyar 476 milyon döküldü

AA muhabirinin Karayolları Genel Müdürlüğünden aldığı bilgiye göre, ”Turuncu Karıncalar” olarak nitelendirilen karayolları çalışanları, 2010 yılında yaz-kış demeden, yoğun tempoyla çalıştı.

Karayolları Genel Müdürlüğü, 1 Eylül 2010 itibarıyla bu yıl içinde bin 56 kilometresi tamamlanan 4 bin 500 kilometre bölünmüş yol ile 316 kilometresi bitirilen bin 800 kilometre tek yolda yapım, 11 bin 948 kilometre yolda asfalt yenileme ve onarım çalışmaları yaptı.

Bu çalışmalar için genel müdürlük, toplam 3 milyar 769 milyon lira harcarken, bugün itibarıyla Türkiye’deki bölünmüş yol uzunluğu otoyollar da dahil 18 bin 627 kilometreye ulaştı.

Ülkedeki 2 bin 153 kilometreye ulaşan otoyollarda da çalışmalar yürütüldü. Bu yıl 102 kilometrelik kesimde yapım ve muhtelif kesimlerde onarım çalışmaları sürdürülürken, toplam 583 milyon liralık harcama yapıldı.

2010 yılı içinde köprü çalışmalarına da ağırlık verildi. Köprü çalışmaları kapsamında 114 milyon 508 bin lira harcama yapan Karayolları Genel Müdürlüğü, 80 adet köprü inşa etti.

Mevcut 18 adet köprüde bakım ve onarım çalışmalarını tamamlayan ekipler, 40 adedindeki bakım ve onarım çalışmalarını devam ettirirken, bu işler için karayolları bütçesinden 9 milyon 645 bin lira çıktı.

Yapılan tüm bu işlere göre genel müdürlük, 2010 yılında 1 Eylüle kadar yaklaşık 4 milyar 476 milyon lira harcamayla iş yapmış oldu.

 

EBK’ya göre ithal kurbanlıklar satılmış

EBK'ya göre ithal kurbanlıklar satılmış

Ulubaş, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, ”ithal edilen kurbanlıkların satılamaması” gibi bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığını, kurbanlık sıkıntısı olmaması için bilerek fazla sayıda hayvanı bölgeye sevk ettiklerini belirtti.

İlk aşamada 20 bin olarak planlanan Trakya Bölgesi’ne verilecek kurbanlık büyükbaş hayvan sayısının, gelen talebe bağlı olarak daha sonra 16 bine düşürüldüğünü, köy, ilçe ve il dernekleri, vakıflar, birlikler için 8,5 lira, celepler için ise 9 lira olarak açıklanan kg satış fiyatının 8 liraya çekildiğini hatırlatan Ulubaş, 12 bin hayvanın satışının yapıldığını, kalan 4 bin hayvanının da kasaplık olarak değerlendirilmek üzere EBK kombinalarına getirildiğini söyledi.

Ulubaş, Türkiye’nin Uluslararası Hayvan Hastalıkları Ofisi’nin hastalık listesinde bulunmayan ülkelerden ithalat yaptığını, bu hayvanlardan herhangi bir hastalığın bulaşmasının söz konusu olmadığını vurguladı.

EBK’nın kurbanlık piyasasına girmesinin fiyatların dengelenmesine önemli katkı sağladığını kaydeden Bekir Ulubaş, şöyle konuştu:

”Bu yıl kurban kesen vatandaşlar, küçükbaş hayvandan ziyade büyükbaş hayvanı tercih etti. Biz bir sıkıntı olmaması için ihtiyaçtan fazla hayvanı bölgeye gönderdik. Önce 20 bin dedik, talebe göre bunu 16 bine çektik. Eğer talep olsaydı, bunu 20 bine çıkarabilirdik. Piyasaya ihtiyaçtan fazla hayvan verilmesi, spekülatif hareketleri önledi. Hem tüketici, hem de besici mutlu oldu. Vatandaş, yüksek olmayan fiyatlardan kurbanlık buldu, besici de zarar etmeden hayvanını satabildi. Biz, elimizde bu kadar hayvan kalacağını öngörüyorduk. Bu 4 bin hayvanı da kasaplık olarak değerlendirmek üzere kombinalarımıza sevk ettik. Bu hayvanlar, kesinlikle vatandaşa gitmeyecek, kombinada kesilecek.”

Ulubaş, şimdiye kadar 100 bin civarında hayvan ithal ettiklerini, piyasada et fiyatlarının dengelenmesini sağladıklarını kaydetti.

İTO vergi affından memnun

İTO vergi affından memnun

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkan Vekili Şekib Avdagiç, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan tarafından açıklanan vergi ve prim borçları yapılandırma tasarısını ekonomik krizin firmalarda bıraktığı son olumsuzlukların silinmesi noktasında büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti.

Başkan Vekili Avdagiç, “Söz konusu tasarı Cumhuriyet tarihimiz boyunca vergi anlamında iş dünyası ile devlet arasındaki en büyük barış girişimidir. Bundan sonrası için de yeni başlangıçlara zemin hazırlamaktadır. Dolayısıyla borç yapılandırması Türkiye’nin gelişmesinde son dönemde en büyük paya sahip bulunan iş dünyasının ödüllendirilmesi ve gelecek için cesaretlendirmesi anlamı taşımaktadır.” dedi.

İTO Başkanı Murat Yalçıntaş’ın “Borç yapılandırması mali yapılandırmaya dönüştürülsün.” önerisinin önemli ölçüde karşılandığını vurgulayan Şekib Avdagiç, şunları kaydetti:

“Tasarıya baktığımızda, bizim de talep ettiğimiz gibi, boyutları itibariyle yapılandırmanın ötesinde bir uygulama olduğunu görüyoruz. Düşük bir vergi oranı ile varlıklarla kayıtların eşitlenmesine, matrah ve vergi artırımına ve varlık barışı uygulamasından yeniden yararlanılmasına zemin hazırlanıyor. Ayrıca ticari işletmelerin bilanço ve diğer mali tablolarında gerçeğe uygun gözükmeyen bazı kalemlerin düzeltilmesi için fırsat tanınıyor. Yani belirli bir vergi ödemesi karşılığında bir stok affı ile stoklara kayıtlı olmayan ticari malların ya da işletme aktiflerine kayıtlı bulunmayan varlıkların yeniden kaydedilmesi imkânı sunuluyor. Tasarı bu yönüyle, İTO Başkanımız Murat Yalçıntaş’ın daha önce kamuoyuyla paylaştığı ve iş âleminin beklentisini ifade eden ‘Borç yapılandırması, mali yapılandırmaya dönüştürülsün.’ taleplerini de önemli ölçüde karşılamaktadır.”

İTO Başkan Vekili, tasarının ticari işletmelerin kasa fazlalıklarının düzeltilmesiyle vergi sisteminin yeniden yapılandırılması noktasında da önemli bir adım olacağına dikkat çekti. Uzun vadede hem mükellef hem idare lehine olacağının altını çizdi.

“BORÇ KAPSAMI TATMİN EDİCİ DÜZEYDE”

Şekib Avdagiç, yapılandırmaya girecek borç kapsamının da tatmin edici seviyede olduğuna işaret ederken “Kapsamdaki borç kalemlerinin ve alacaklı kamu kurumlarının çokluğu, uygulamadan yararlanacak firma ve vatandaş sayısını da maksimize etmiştir. Böylece hem devletin uygulamadan sağlayacağı gelir artacak hem de sadece belirli bir kesim için kolaylık sağlandığı yönündeki olası eleştirilerin de önüne geçilmiş olacak.” ifadelerini kullandı.

Tasarının dava aşamasındaki alacaklar için sulh yoluna gidilmesine imkân verecek bir düzenlemeyi de barındırmasının çok isabetli olduğunu savunan Avdagiç, böylece gerek vergi mahkemeleri gerekse Danıştay’ın iş yoğunluğu sebebiyle sonuçlanamayan pek çok davanın neticelenmesine olanak tanınacağını aktardı.

“ÖDÜLLENDİRME 2011 YILI BÜTÇE DENGELERİ GÖZETİLEREK DE YAPILABİLİR”

İTO Başkan Vekili Şekib Avdagiç, tasarının yasalaşma sürecinde, ödemelerini zamanında yapan mükellefin ödüllendirilmesi gerektiğinin de göz ardı edilmemesini istedi. Konuyla ilgili düzenlemenin tasarıda yer almamasının iş dünyasında bir nebze de olsa burukluk yarattığını dile getirdi.

Avdagiç, “Tasarının yasalaşması sürecinde TBMM’deki çalışmalarda bu yönde bir düzenlemeye gidilebileceği yönündeki ümidimiz sürmektedir. Vergi ve primini düzenli ödeyen mükelleflere yapılacak teşvik düzenlemesi için 2012 yılı bütçe hazırlıklarını beklemenin çok geç olacağı kanaatindeyiz. Çünkü ödül uygulamalarının hayata geçirilmesi, vergi ve primlerini zamanında ödeyebilmek için borçlanan firmaların güveninin korunması için son derece önemli. Bu ödüllendirmenin 2012 yılını beklemeden, 2011 yılı bütçe dengeleri de gözetilerek yapılabileceğine inanıyoruz.” dedi.

Devletin alacaklarını yapılandırırken, ödemelerini zamanında yapan mükellefleri de dikkate almasını isteyen Avdagiç, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Borçlarını aksatmadan ödeyenlerin kendilerini haksızlığa uğramış gibi hissetmemelerinin sağlanması doğru olur. Bu husus, hem uygulamanın hakkaniyeti hem de gelecek dönemlerde vergi tahsilatında zafiyet doğmaması için zaruridir. Bu bakımdan ödemelerini zamanında yapan mükellefler için teşvik edici mahiyette bir vergi indirimi uygulamasının da hayata geçirilmesi gerekmektedir. Ödemelerini zamanında yapan mükelleflere vergi indirimi sağlanması, işletmeleri vergi ve prim gibi yükümlülüklerini düzenli olarak yerine getirme noktasında teşvik edecek. Bu sayede gelecekte yeni bir borç yapılandırmasına ihtiyaç duyulmayan bir sisteme kavuşulacaktır.”

 

Türk tohumunun tükendiğinin göstergesi

Türk tohumunun tükendiğinin göstergesi

Ankara Ticaret Odası’nın (ATO) ”Tarımsal Üretim ve Tohumculuk” konusunda yaptığı araştırmaya göre, Türkiye, karpuz tohumunu Amerika’dan, domates tohumunu Fransa, ABD ve Hollanda’dan, lahana tohumunu Almanya ve Hollanda’dan, turşuluk hıyar tohumunu ABD’den satın alıyor.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Tohumculuk Daire Başkanlığı;nca hazırlanan Ülkesel Tohumluk Tedarik Dağıtım ve Üretim Programı’nda yer alan verilere göre, Türkiye’de 2009 yılında 385 bin ton tohumluk üretimi gerçekleştirildi. Bu miktar, 2008 yılında 290 bin ton, 2007 yılında da 324 bin ton olarak gerçekleşmişti.

Türkiye’de en fazla üretimi yapılan tohumluk, 227,8 bin ton ile buğday tohumluğu oldu. Yıllık 600 bin ton buğday tohumluğu ihtiyacı olan Türkiye’de üretilen sertifikalı tohumluk, toplam tohumluk ihtiyacının yaklaşık yüzde 40′ını karşılıyor. Kalan bölümü ise, çiftçinin mahsulden ayırarak ertesi yıl kullandığı tohumluk oluşturuyor.

Türkiye’de 2009 yılında, 36 bin ton arpa, 28,9 bin ton hibrit mısır, 58,8 bin ton patates, 10,8 bin ton pamuk, 9,3 bin ton hibrit ayçiçeği, 5 bin ton çeltik, 2,7 bin ton sebze tohumluğu üretildi.

Türkiye’de tohumluk pazarı, 2009 yılında 158 milyon doları ithal olmak üzere yaklaşık 600-650 milyon dolarlık büyüklüğe ulaştı.

-8 YILDA 860 MİLYON DOLARLIK İTHALAT-

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Tohumculuk Daire Başkanlığı verilerine göre, Türkiye 2002-2009 yıllarını kapsayan dönemde toplam 860 milyon dolarlık tohumluk ithalatı yaparken, aynı süre içerisinde 339 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

Türkiye, 2009 yılında, 158 milyon dolarlık tohumluk ithalatı, 70,7 milyon dolarlık da ihracat yaptı. Endüstri bitkileri, tarla bitkileri, sebze ve yem bitkileri olmak üzere toplam 30 bin ton tohumluk ithal edilirken, Türkiye’de üretilerek yurt dışına satılan tohumluk miktarı da 21,8 bin ton oldu.

Türkiye 2009 yılında, 4 bin 860 tonluk buğday, arpa, hibrit mısır ve çeltikten oluşan tarla bitkileri tohumluğu ithalatına 17 milyon 117 bin dolar ödedi. İthalat içinde en büyük payı 97 milyon 995 bin dolar ile, 2 bin 498 tonluk sebze bitkileri tohumluğu oluşturdu.

Pamuk, ayçiçeği, kanola, patates ve şeker pancarı tohumunun da içinde yer aldığı toplam 11 bin 155 tonluk endüstri bitkileri tohumluğu için de 29 milyon 705 bin dolar ödedi.

-EBEVEYN TOHUMLUK İTHAL ETTİ, SERTİFİKALI TOHUM ÜRETİP SATTI-

Özellikle hibrit tohumlukta ithalatı fazla olan Türkiye, son 20 yıla kadar sıfır noktasında olan tohumluk ihracatını 70 milyon 766 bin dolar seviyesine çıkardı.

Türkiye’nin tohumluk ihracatı içerisinde en önemli iki kalemi hibrit mısır ve hibrit ayçiçeği tohumluğu oluşturuyor. Türkiye ihracını gerçekleştirdiği bu hibrit tohumların ”ebeveyn tohumlukları” ise ithal ediyor. Önce, ebeveyn tohumluklar, ekilip yetiştiriliyor, bunlardan da hibrit yani sertifikalı tohumluk üretiliyor. Üretilen hibrit tohumlukların bir bölümü yurt içi tarımsal üretim için kullanılırken, kalan bölüm de ihraç ediliyor. 2009 yılında 70 milyon 766 bin dolara ulaşan ihracatın yüzde 71′ini, yani 50 milyon 148 bin dolarlık bölümünü 10 bin 921 ton hibrit mısır ve 4 bin 719 ton hibrit ayçiçeği tohumluğu oluşturdu. Türkiye aynı yıl, sonraki yıllarda ihraç etmek ve kendi ihtiyacını karşılamak amacıyla 529 ton hibrit ayçiçeği 4 bin 18 tonda hibrit mısır tohumluğu ithalatı yaptı.

Anavatanı Amerika olan patates için de mısır ve ayçiçeğinde olduğu gibi ”ebeveyn tohumluğu” ithal ediliyor. 2009 yılında 56 bin ton patatesin üretildiği Türkiye’de, sonraki yıllarda sertifikalı tohumluk üretimlerini gerçekleştirebilmek için 9 bin 590 ton patates tohumluğu ithal edildi.

-AYAŞ DOMATESİNİN TOHUMLUĞU FRANSA’DAN

ATO’nun araştırmasına göre, Türkiye’de toplam sebze üretimi içerisinde yüzde 40′lık payı olan domates, üretiminde hibrit tohumluğu tercih edilen sebzelerin de başında yer alıyor. 2009 yılında 10 milyon 745 bin ton domates üretimi yapılan Türkiye’de, 22 bin 970 kilogramı hibrit olmak üzere toplam 47 bin 15 kilogram domates tohumluğu ithal edildi.

Son yıllarda sıkça duyulan ”domatesin neden eskisi gibi kokmadığı” sorusunun cevabı da kullanılan tohumluklarda. Hibrit domates tohumluğundan elde edilen verimin yüksek, ürünün raf ömrünün uzun olması, uzun yol nakliyesine imkan vermesi ve mevsiminin dışında üretilebilir olması, çiftçinin hibrit tohumluk tercih etmesine neden oldu. Tüketicilerin ucuz, buzdolabında uzun süre bozulmadan kalan domates istemesi de çiftçilerin tercihini destekledi. Beklentiler ve tercihler değişince, Türkiye’de domates üreticilerinin bir bölümü yerli çeşitlerin yerine ABD, Fransa ve Hollanda’dan ithal tohumluklar kullanmaya başladı. Örneğin Ankara’nın Ayaş ilçesinde üretilen ünlü ”Ayaş domatesi” tarihe karıştı. Pazarlarda Ayaş domatesi olarak satılan domatesin tohumluğu Fransa’dan ithal ediliyor.

Öte yandan, domates tarım ürünleri ihracatı arasına domatesi de koyan Türkiye, 2009 yılında bin 470 kilogramı hibrit olmak üzere 22 bin 858 kilogramda domates tohumluğu üretti.

Türkiye’nin 2009 yılında elde ettiği hibrit tohumluk içinde ithalat oranı yüzde 94 olarak gerçekleşti.

-TURŞULUK HIYAR ABD’DEN-

Araştırmaya göre, Türkiye’nin en fazla hibrit tohumluk kullandığı ikinci sebze hıyar oldu. Türkiye, 2009 yılında 1 milyon 734 bin ton hıyar, 5 bin 692 kilogramı hibrit olmak üzere 8 bin 980 kilogram da hıyar tohumluğu üretti.

Türkiye’nin aynı yıl 29 bin 353 kilogramı hibrit olmak üzere toplam 37 bin 244 kilogram hıyar tohumluğu ithal etti. Türkiye’de hasadı yapılan turşuluk hıyarların hibrit tohumu ABD’den ithal edildi. İthal edilen hibrit tohumluğun toplam hibrit tohumluk içindeki oranı yüzde 84 oldu.

Türkiye’de ithal tohum kullanılan sebzelerin ilk sıralarında kabak da yer alıyor. 2009 yılında 328 bin ton kabak üretilen Türkiye’de, 14 kilosu hibrit olmak üzere 4 bin 856 kilo kabak tohumluğu üretildi. Türkiye aynı yıl, 23 bin 604 kilogramı hibrit olmak üzere 24 bin 404 kilogram kabak tohumunu yurt dışından satın aldı. 2009 yılında kayda giren hibrit kabak tohumluklarının yüzde 99′u ithal edildi.

-DİYARBAKIR KARPUZU AMERİKAN TOHUMLUĞUNA YENİLDİ-

ATO’nun araştırmasına göre, çiftçilerin, uzun yola dayanıklı ve kısa sürede meyve veren tohumları tercih etmesi, Diyarbakır karpuzunun ABD’den ithal tohumluğa yenilmesine yol açtı. Üretici ve tüketici tercihlerindeki değişiklik karpuzda da yaşanınca Diyarbakır karpuzu, sadece Dicle nehri kıyısındaki Erimli, Sivritepe, Güzel, Develi gibi birkaç yüz dönümlük kısıtlı alanda yetişir oldu.

TÜİK verilerine göre, Türkiye’de 2009 yılında 3 milyon 810 bin ton karpuz üretildi. Türkiye’nin 2009 yılı karpuz tohumluğu üretimi ise bin 83 kilogramı hibrit olmak üzere 5 bin 43 kilogram oldu. Aynı yıl yapılan tohumluk ithalatı da 11 bin 898 kilogramı hibrit olmak üzere 58 bin 827 kilogram olarak gerçekleşti. Bu verilere göre, 2009 yılında temin edilen tohumluğun yüzde 92′si ithal edildi.

-HİBRİT HAVUÇ VE LAHANA TOHUMUNUN TAMAMI YABANCI-

2009 yılında Türkiye’de 593 bin ton havuç üretilirken, aynı yıl ithalatla 26 bin 111 kilogramı hibrit, 8 bin 108 kilogramı standart yani hibrit olmayan olmak üzere toplam 34 bin 219 kilogram havuç tohumluğu satın alındı. Aynı yıl 889 kilo standart havuz tohumluğu da Türkiye’de üretildi. Bu verilere göre, Türkiye’de hibrit tohumla üretilen havuçların tamamının tohumluğu ithal edildi.

TÜİK verilerine göre, 2009 yılında 207 bin ton beyaz lahana üretilen Türkiye’de, üretim için gereken tohumluğun tamamı dışarıdan satın alındı. 64 kilosu hibrit olmak üzere 483 kilo lahana tohumluğu ithal edildi. Lahana tohumlukları Almanya ve Hollanda’dan ithal edildi.

Aynı şekilde, Türkiye’de üretilen lahanagiller ailesinin diğer sebzeleri olan karnabahar ve brokolinin de tohumlukları yurt dışından ithal edildi.

-ISPANAK TOHUMU DA YABANCI-

2009 yılında 225 bin ton ıspanak üretilen Türkiye’de kullanılan 625 bin 88 kilo tohumluğun yüzde 80′ini oluşturan 500 bin 218 kilo tohum Avrupa, Amerika ve Güney Batı Asya’dan ithal edildi. İthal tohumların yüzde 75′ini oluşturan 191 bin 713 kiloluk bölümünü hibrit tohumlar oluşturdu.

Marul, patlıcan, soğan ve turp üretiminde de hibrit tohumlar ağırlıklı olarak yurt dışından satın alındı.

-KAVUNDA YERLİ TOHUM GÖZDE-

ATO’nun araştırmasına göre, Türkiye, kavun üretiminin önemli bölümünün yüzde 85′i kendi geliştirdiği çeşitlerden ürettiği tohumlarla karşılıyor. 2009 yılında 1 milyon 679 bin ton kavunun üretildiği Türkiye’de 49,4 bin kilosu standart, 838 kilosu hibrit olmak üzere 50,2 bin kilo kavun tohumluğu üretildi. Aynı yıl, 2,3 bin kilosu hibrit olmak üzere toplam 8 bin 500 kilo kavun tohumluğu ithal edildi.

-BİBER TOHUMUNUN YÜZDE 80′İ YERLİ-

Türkiye’de tohumculuk şirketlerinin, pek çoğunun yeni kurulduğu ve sınırlı sermayeye sahip oldukları için, AR-GE faaliyetlerine yeterince kaynak ayıramadığı belirtilen ATO’nun araştırmasına göre, Türkiye çeşit geliştirme ve hibrit tohum üretiminde henüz emekleme aşamasında olmasına rağmen, çeşit geliştirme çalışmalarında başarılı olan şirketler ve geliştirdikleri yerli ürünler de var. Bu ürünlerin başında çarliston biber geliyor. Ülkesel Tohumluk Tedarik, Dağıtım ve Üretim Programı’nda yer alan verilere göre, Türkiye, biber üretiminin yüzde 80′ini yerli tohumdan gerçekleştiriyor. 2009 yılında 1 milyon 837 bin tonu standart, bin 283 kilosu hibrit olmak üzere toplam 53 bin 586 kilo biber tohumluğu üretildi. Aynı yıl, 4 bin 140 kilosu hibrit olmak üzere toplam 11 bin 834 kilo biber tohumluğu ithal edildi.

-NENEHATUN BUĞDAY TOHUMLUĞU, AYDAN HANIM ARPA TOHUMLUĞU-

Yabancı ya da yerli de olsa Türkiye’de üretilen tohumların Tarım Bakanlığına bağlı Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkezi Müdürlüğü tarafından tescillenmesi yani kayıt altına alınarak Türkiye’de yetiştirilmelerine onay verilmesi gerekiyor. Halihazırda, tüm tarla bitkisi türlerinde bin 763 çeşit tescilli ve tüm sebzelerde 3 bin 175 çeşit olmak üzere 4 bin 938 çeşit kayıt altına alınmış durumda. Tescillenen çeşitlerin 3 bin kadarı da Türkiye’de üretiliyor.

Tescillenen buğday tohumlarından bazıları Ahmet Ağa, Ali bey, Basri bey, Nenehatun isimlerini taşırken, arpa tohumları arasında da Aydan Hanım, Süleyman bey ve Vamık hoca isimliler yer alıyor.

-HİBRİT TOHUM NEDİR?-

Hibrit tohum, aynı türe ait bitkinin genetik bakımdan kendisiyle yakın akraba olmayan bir başka bitki ile tozlanmasıyla yani melezlenmesiyle elde ediliyor. Yani aynı bitki türünün farklı ailelerden gelen ana ve baba bitkiler birleştirilerek F1 denilen melez tohum elde ediliyor. Elde edilen tohum, hastalık ve zararlılara, sıcağa ya da soğuğa karşı dayanıklılığı, raf ömrünün uzunluğu ve yüksek verim sağlaması gibi nedenlerle üretimde tercih edilirken, eskiden beri yetiştirilen yerel çeşitler piyasadan çekiliyor, hatta bunlar gen bankaları tarafından muhafaza edilmedikçe yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.

F1 denilen hibrit tohumdan üretilen ikinci ve daha sonraki nesiller ilk melezlemede elde edilen olumlu özellikleri taşımadığı için F1 tohum ancak bir yıl başarılı şekilde tarımsal üretim için kullanılabiliyor. Aynı yüksek verimi, bitki performansını veya istenilen kalite özelliklerini elde edebilmek için hibrit tohumluğun her yıl satın alınması gerekiyor.

-TARIMDA YETERLİLİK TEKNOLOJİYE BAĞLI-

ATO Başkanı Sinan Aygün, Türk tohumculuğunun kendi çeşitlerini geliştirmesi ve gelişmiş ülkelerle rekabet edebilmesi için, üreticisinden ihracatçısına kadar tüm kesimlerin bir araya gelerek tohumculuğu desteklemesi gerektiğini söyledi. Dünyada verimli üretim arayışlarının tohumdan başladığına dikkat çeken Aygün, ”Tarımda yeterlilik artık toprağa değil, teknolojiye bağlı. Tarımda, tohumculuktan başlayarak AR-GE çalışmalarını desteklemek, tohumluğa para saymak yerine teknolojiye yatırım yapmak gerekiyor” dedi.

Türkiye’de AR-GE çalışmalarının özel sektör eliyle yürütülmesi gerektiğine dikkat çeken Aygün, şunları kaydetti:

”Biz yerli çeşitlerimizin tohumlarını üretmek istiyorsak başka vergi desteğiyle, yapısal düzenlemelerle, kredilerle, bilimsel danışman, uzman ve ekipman desteğiyle tohumculukta araştırma-geliştirme çalışmaları yürüten firmaları desteklemek zorundayız. Hibrit tohumların her yıl satın alınması gerekiyor. Elden gelen öğün olmaz. Bu nedenle tarım politikası önce AR-GE üzerine kurulmalı.”

(aa)


Muhabbetara sohbet odalarına hoşgeldiniz. Kaliteli ve seviyeli chat muhabbet odalarına girmek için hazır olun. Sitemiiz sabit kullanıcıları haricinda googleda muhabbet chat ve bir çok sohbet kelimeleri aramasında üst sıralarda çıkmanın gurunu yaşamaktayız. google un verdiği bu ayrıcalık ile sizlere daha iyi ve kaliteli bir hizmet vermek için ekibimiz ile birlikte çalışmaktayız.

sohbet indir fidan sakarya emlak ilahiler dinle
Clicky Web Analytics