Aşırı terlemenin nedenleri, aşırı terleme hastalığı ve tedavisi, spor yapmadan hareket etmeden terleme

Kişinin, spor yapmadığı ve ortam sıcaklığının normal olduğu durumlarda terlemesinin anormal bir durum olduğuna dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Bayram Ali Özuslu, şu bilgileri verdi…

Özel Göztepe Şafak Hastanesi`nden Göğüs Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Bayram Ali Özuslu, aşırı terleme sorunlarının çözümünde kullanılan klipsli yöntem hakkında bilgi verdi:

“Aşırı terleme hastalığı olabilir”

“Egzersiz veya fiziksel aktivite, sıcak hava ve nem, sentetik giysiler, alkol almak, sigara içmek, kahve, çay ve sıcak içecekler, baharatlı ve sıcak yiyecekler, stres ve heyecan terlemeye yol açan olağan durumlardır. Ancak kişi spor yapmadığı, ortam sıcaklığının normal olduğu, acı bir şey yemediği, sıcak bir şey içmediği halde terliyorsa, diğer kişiler terlemediği halde oluyorsa bu “anormal” bir durumdur. Bu şekildeki terleme günlük hayatı etkileyecek derecede ise “hiperhidroz” denilen aşırı terleme hastalığından bahsedebiliriz…

“Aşırı terleme iki şekilde ortaya çıkabilir”

Birincisi vücudun yaygın olarak fazla terlemesidir. Bu durum genellikle hastalıklar ve bazı durumlara bağlı olarak ortaya çıkar. İkinci şekli ise bölgesel aşırı terlemedir. Aşırı terlemenin bu şekli el terlemesi, koltuk altı terlemesi, ayak terlemesi, yüz terlemesi veya bunların karışımları şeklinde ortaya çıkar.

“Bölgesel terleme hastalığa bağlı değildir”

El, ayak, koltuk altı ve yüzde görülen bölgesel terleme hiçbir hastalık veya nedene bağlı değildir. Beyindeki ısı düzenleme merkezinin ve sempatik sinirlerin bazı kişilerde aşırı çalışmasına bağlıdır. Bu 100 kişiden 2 kişide görülen bir sorundur. Genellikle çocukluk ve gençlik dönemlerinde başlar. Hayat boyu devam eder ve her mevsimde olur. Uykuda görülmez ve stres, heyecan gibi duygusal uyarılar bu durumu tetikler.

“Aşırı terleme, başkalarıyla ilişki kurmayı engeller”

Bölgesel terlemenin biyolojik olarak hiçbir zararı yoktur. Ancak günlük faaliyetleri çok ileri derecede olumsuz etkileyebilir. Özellikle ellerden damlayan, ceketlerde ve ayakkabılardan taşan bir terleme varsa; yaşamın tüm alanlarında kişiyi zor durumda bırakabilir. Aşırı terleme kişisel görüntüyü bozmanın yanında, başkalarıyla ilişki kurmayı engeller, ciddi sosyal sıkıntılara neden olur, günlük işleri, meslek ve kariyer gelişimini, yaşam kalitesini ve ruhsal sağlığı bozar.

Tedavi yöntemleri var mı?

Koltuk altı, el ve ayak terlemesi tedavisinde kullanılabilecek birçok yöntem olsa da, cerrahi müdahale dışındakilerin etkileri geçicidir. Cerrahi, özellikle yüksek başarı oranı ve kalıcı etkisiyle en yüz güldürücü sonuçlar sunan seçeneklerdendir. Cerrahi tedavide yapılan, terlemeyi kontrol eden sempatik sinirlerin sadece problemli kısmının iptal edilmesidir…

Yöntem nasıl uygulanıyor?

Klipsli ETS ameliyatı, koltukaltından 1 santimetrelik iki küçük delikten girilerek endoskopik yöntemle yapılıyor. Aşırı terleyen bölgeyi ilgilendiren sempatik sinir bulunup, 5-6 milimetrelik titanyum klipsle sıkıştırılıyor. Böylece terlemenin önüne geçiliyor. Operasyon her iki koltukaltı için toplam 30 dakika sürüyor. Ameliyat sonrası hastanede 8-10 saat kalmak yetiyor. 2 gün sonra da işe başlanabiliyor. Klipsli ETS yöntemi ile yapılan operasyonlarda, aşırı el terlemesi, koltukaltı, ayak ve yüz terlemesi sorunlarında yüz güldüren sonuçlar alıyoruz.”

Hac mevsimi, Hacca gidecekler, Hac adaylarıSuudi Arabistan, sağlık durumu uygun olmayanlar ile hamile, yaşlı ve çocukların hac ziyaretlerini

Suudi Arabistan, sağlık durumu uygun olmayanlar ile hamile, yaşlı ve çocukların hac ziyaretlerini ertelemelerini istedi. Ayrıca H1N1 virüsü için de hacılar uyarıldı.

Suudi Arabistan Sağlık Bakanı Abdullah El Rabia, Cidde kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, ”Uzmanlar, yaşlıların, kronik hastalıkları bulunanların, çocukların ve hamile kadınların kendi güvenlikleri için hac planlarını ertelemelerini tavsiye ediyor” dedi.

El Rabia, ayrıca hacı adaylarının Suudi Arabistan’a gelmeden önce domuz gribine neden olan H1N1 ve diğer grip aşılarını yaptırmalarını istedi.

Bakanlık sözcüsü Halid Mirgalani de ülkelerini ziyaret edecek hacı adaylarına tedarik etmek üzere antiviral grip ilacı Tamiflu stokunu yüzde 20 artıracaklarını söyledi.

El Rabia, Suudi Arabistan’da şu ana dek 81 domuz gribi vakası görüldüğünü, bu hastaların çoğunun da tedavi edildiğini belirtiyor.

Microsoft’un yeni projesi Hohm, Microsoft yeni sitesi Hohm ile Dünya’yı kurtarmanın peşinde. Nedir bu Hohm,

Microsoft’un yeni projesi Hohm…
Ümit Öncel (chip)
Microsoft yeni sitesi Hohm ile Dünya’yı kurtarmanın peşinde. Nedir bu Hohm?
Resimlerle: Microsoft tarihinin en önemli 10′u…
Microsoft’un Hohm adlı projesi tamamen ücretsiz olacak.Dünya üzerinde tüketilen enerji kaynaklarının hızla azalması çevrecilerin tepkileri sayesinde artık herkes tarafından biliniyor. Pek çok kişi ve kurum da çevre dostu projelere ilgi göstermeye başladı. Sizlere daha önce Google’ın evlerde elektrik tüketimini azaltmak üzere geliştirdiği bir projesini aktarmıştık. Microsoft da Hohm adını verdiği benzer bir projeyi hayata geçirmeye hazırlanıyor.

Microsoft’un Hohm projesi öncelikli olarak ABD’li kullanıcıların beğenisine sunulacak. Evlerdeki elektrik tüketen ayıtlar ve sayaçların bilgisayara bağlanması yoluyla, tüketim oranlarının ölçülmesini sağlayacak olan proje, bu sayede tüketicilerin harcadıkları enerji miktarını gerçek zamanlı olarak takip edebilmesine olanak verecek. Azure platformu üzerinde çalışan Hohm tamamen ücretsiz olarak sunuluyor.

Pilates yaparken dikkat, Pilates’in, yeri geldiğinde fizyoterapi ve rehabilitasyon olarak da kullanıldığını, Pilates topu sporu

Pilates yaparken dikkat

Türkiye’de de son yıllarda oldukça yaygınlaşan pilatesi, eğitim almadan televizyondan gördüğüyle yapmaya çalışanlar, sakatlık tehlikesiyle karşı karşıya…

Pilates’in, yeri geldiğinde fizyoterapi ve rehabilitasyon olarak da kullanıldığını, omurga ve eklem rahatsızlıklarına, osteoporoz hastalarına, hamilelere yönelik uygulanan bir fitness metodu olduğunu anlatan Body Arts Pilates Studio’nun (Baps) kurucusu Pilates Master Eğitmeni Taha Erpulat, ”Televizyon karşısında çeşitli egzersizleri yapmak kolay olabilir, ancak pilates zordur. Televizyon karşısında pilates yapanlar en az 2 yıl bir eğitmen eşliğinde pilates yapmış kişiler olabilir” dedi.

Pilatesin geniş bir repertuvarı bulunduğunu, top ve lastikten ibaret olmadığını belirten Erpulat, pilatesin mutlaka bir eğitmen eşliğinde birebir yapılması gerektiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti: ”Bu konuda insanlar çok dikkatli olmalı. Pilates kişiye özel çalışma gerektirir. Bize pilates yapmak için gelen kişiye, önce vücut analizi yapıyoruz. Güçlü olan ve güçsüz olan kaslarına bakıp vücudu dengelemek için ona göre bir program uyguluyoruz. Evde televizyon karşısında pilates yapmak, omurga sağlığından bahsederken, böyle bir pozisyonda egzersiz yapmaya çalışmak çok sakıncalı olabilir. Hele hele daha önce egzersiz geçmişi olmayan kişilerin büyük toplarla çalışması çok yanlıştır. Top üzerindeki egzersizleri, pilateste kendisini bir eğitmen eşliğinde geliştirmiş kişiler yapmalı. Yeni başlayanlar kesinlikle uygulamamalı.” ‘Pilates zayıflatmaz, daraltır’

Pilatesin bir zayıflama aracı olmadığını, vücudun daralmasını sağladığını anlatan Erpulat, pilates egzersizini kardio egzersizleriyle destekleyenlerin beslenme şeklini de düzenleyerek, sıkılaşmanın yanında kilo da verebileceğini kaydetti. Vücutta antrenmansız kasların gevşediğini, pilatesin bu kasları forma soktuğunu ifade eden Erpulat, bir öğrencisinin 15 ders sonunda (5 hafta) 2 beden inceldiğini anımsatarak, ”Tabii ki bu herkeste aynı olmayabilir. O kişinin vücut yapısıyla konsantrasyonuyla işe verdiği önemle alakalı” dedi. ‘Profesyoneller için de gerekli’ Taha Erpulat, pilatesin profesyonel sporcular için de önemli bir egzersiz aracı olduğunu ifade etti.

Fenerbahçe Futbol Takımı oyuncularının, teknik direktör Arthur Zico yönetiminde, teknik ekipte yer alan Eurico de Campos yönetiminde pilates yaptığını bildiren Erpulat, ”Campos master bir antrenördü. Futbolcular için bir pilates stüdyosu kurdu. Campos gidince bu kaldı” dedi. Erpulat, egzersiz çalışmaların son aşaması olarak nitelendirdiği pilatesin vücudun bütününe yönelik bir metot olduğunu olduğunu kaydederek, ”İnsanlar bize normal olarak geliyor, atletik seviyede bir kişi olarak çıkıyor.

Egzersiz artık sadece koşayım, biraz ağırlık kaldırayım şeklinde yapılmıyor. Vücut çok özel bir organizma. Her kasın bir amacı var. Kalabalık spor merkezlerinde bunlara dikkat edilmiyor. İnsanlar ağır yükler altında omurgalarını ve çeşitli eklem bölgelerini sakatlayabiliyor. Pilateste ağır yük yok, vücudun kendi ağırlığıyla yer çekimine karşı ya da küçük yayların direncine karşı yapılan egzersizlerdir” şeklinde konuştu.

Dünyada pilates eğitmenleri yetiştiren Balanced Body Üniversity’nin (BBU) Türkiye Direktörlüğü’nü ve eğitmenliğini yapan Taha Erpulat, stüdyolarını ilk açtıklarında insanların kozmetik açıdan düzelmek için geldiğini, şimdi ise müşterilerinin yüzde 70′ini ameliyat geçirmiş, omurga bozukluğu olan, boynunda ve belinde fıtık bulunan, kalça kireçlenmesi ve çıkığı bulunan osteoporoz hastaları ve hamilelerin oluşturduğunu kaydederek, ”Bugüne kadar pilatese başlayıp da ”Bana yaramadı” diyen bir kişiye rastlamadım” diyerek sözlerini noktaladı. Body Arts Pilates Studio (Baps), Bebek ve Erenköy şubelerinde pilates egzersizleri üzerine uzmanlaşmış toplam 15 eğitmen ve profesyonel olarak kurulmuş stüdyolarıyla pilates tutkunlarına hizmet veriyor.

İşte büyük İstanbul depreminin tarihi, Marmara’nın altı fokur fokur kaynıyor. İstanbullu depremle kıyameti yaşayacak

İşte büyük İstanbul depreminin tarihi
Marmara’nın altı fokur fokur kaynıyor. İstanbullu depremle kıyameti yaşayacak…

İTÜ Maden Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Naci Görür depremle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu: “Denizin altına gözlem evi kuracağız. Böylece depremi önceden haber vermek mümkün olacak”

Marmara fayını gözlerinizle gördünüz mü?

Fayı gördüğümde inanamadım. Suyun altında uyuyan devi gördüm. Tıpkı 17 Ağustos gününden hemen sonra o kırığı gözümüzle gördüğümüz gibi, fay denizin altında çatlak kırıklarıyla duruyordu.

Fay hattına yolculuk maceranız nasıl gerçekleşti?

2007′de Notülüs’le 1230 metreye 45 dakikada indik. Dibe indiğimizde ışıklar yandığında denizin tabanı ay gibi delik deşikti.

FAY FOKUR FOKUR KAYNIYOR

Dipte neler oluyor?

Fokur fokur kaynıyor. Fay o halde yani el bombasının pimi çekilmiş, her an patlamaya hazır. Uyuyan devi gördüm İnanılmaz gaz çıkışları var, su çıkışları var. Bunlar depremden önce körfezde de vardı. O zamanda görmüştüm. Bu gazlar ve bu su depremin olduğu derinliklerden geliyor. Fay o derinlere iniyor. Kimsayal özelliklerinde ani değişiklikler olduğunda deprem geliyor demektir.

İstanbul depremini önceden haber vermek için herhangi bir projeniz var mı?

Joshua Gemisi’yle 24 Ağustos saat 8′de Marmara’ya araştırma yapmak için açılıyoruz. Türkiye bunu sizden duyuyor. Diğer üyelerimizle birlikte bilimsel araştırmalarımız başlayacak ve 1 Ekim’e kadar devam edecek. Araştırmaları, Fransız Johua gemisiyle yapacağız. Burada insansız denizaltı kullanacağız. 22 Eylül’de İtalyan gemisi gelecek 8 Ekim’e kadar sürecek.

Bu araştırmayı ne için yapıyorsunuz?

Marmara’nın altına denizaltı gözlem istasyonu kurmak istiyoruz. Fay boyunca çıkan gazları inceleyeceğiz. Depremden böylelikle önceden haberimiz olacak. ‘Eso-net’ diye bir proje var. Bu, Doğu Asya’da büyük tsnami felaketinden sonra AB korktu. Doğu Akdeniz’de tsunami olursa, başımıza böyle iş gelmesin diye bu projeyi başlattılar. Bu, sadece doğal bütün afetleri, tsunami, denizaltı volkan patlaması, denizaltı heyelanlarını önceden haber veriyor. Tsunamiyi bir iki saat önce haber veriyor. Depremlerin belirtileriyle ilgili bize uyarılar veriyor. Ve bizde ilgilileri uyaracağız.

İSTANBUL DEPREMİ 2029′A KADAR OLACAK

“İstanbullu depremle kıyameti yaşayacak” diyen Naci Görür, İTÜ ile yapılan araştırmada depremin 2029′a kadar olacağını söyledi. Görür “Ya da yarın” dedi.

Hocam, İstanbul depremi ne zaman olacak?

İstanbul Teknik Üniversitesi olarak bir araştırma yaptık. Bu da uluslararası dergilerde yayınlandı. 1999 yılından sonra “30 sene içinde İstanbul depremi gerçekleşecek” dedik. Şu anda o fay el bombası, el bombasının pimi çekildi. Her an patlayabilir. 2029′a kadar deprem olabilir. Yarın da olabilir, 1 hafta sonra da deprem olabilir. “2016′ya kadar bu deprem olup bitecek” diyen arkadaşlarımız da var.

KELLEM GİTSE SÖYLERİM

Naci Bey bugün İstanbul’da büyük bir deprem olsa yarın gazetelerin manşetlerinde neler okuruz?

Bugün İstanbul’da büyük bir deprem olsa koskoca İstanbul mahşer gününe döner. Her yer ana baba günü olur. İnsanlar o gün gerçek mahşeri yaşar. Binlerce bina ya kökten yıkılır ya da çok ağır hasar görür. Binlerce insan ölür. On binlerce insan yaralanır, bunları taşıyacak hastanelerimiz olmaz. Yollar kapanır, herhangi bir yere gidemezsiniz. Göçük alanında çalışmalar çok zor olur. Belli bir saat geçtikten sonra göçükten canlı insan çıkarmak imkansızlaşır. İstanbul’da açlık, susuzluk ve hastalıklar olabildiğine yaygınlaşır. Ben o günü tasvir bile edemiyorum.

Ne dersiniz; İstanbul böyle bir depremle kıyametini mi yaşayacak?

Ne yazık ki, er ya da geç İstanbul bu kıyameti yaşayacaktır. Binlerce ev yıkılabilir.

Deprem gerçeği halka doğru yansıtılmıyor mu?

Bazı bilim adamları çeşitli gerekçelerle bu olayı hafifletmeye çalışıyorlar. Belirli bir yerden iş almak amacıyla. Devletin gazabından korkarak, halka hoş görünme için bunu yapıyorlar. Halka yazık ediyorlar. Galileo kellesi gidecek diye “Dünya düzdür” demedi. Ben de”Bir bilim adamıyım, kellemi uçursalar doğruyu söyleyeceğim” diyorum.

MARMARAYA’YI TSUNAMİ VURACAK

Biri çıkıp diyor ki, “Marmara’da tsunami olmaz.” Bunu kendi mantalitesine göre söylüyor. “Marmara küçük olduğuna göre de tsunami olmaz” diyor. Böyle bir mantıksızlık olamaz? İstanbul’da bugüne kadar 60′ın üzerinde tsunami olduğu bilimsel olarak saptandı. 1999′da bile tsunami oldu, 2 metrenin üstünde. “Tsunami olmaz” diyenler doğru söylemiyor. Tarihte bile Marmara sularının, surları aştığı söyleniyor. Size nerelerde olacağını da söyleyeyim. Marmara kıta yamacının kuzey şeridinde tsunami olabilir. Tekirdağ Çukurluğu’nun kuzeyi, Orta Marmara Çukurluğu’nun kuzeyi ve Çınarcık çukurluğunun Kuzeyi ve Tekirdağ Çukurluğu’nun güneyi.. Ayrıca, Körfez de tehlike altında.

DALGA BOYU 10 METRE OLACAK

Tsunami’de dalga boyu 5- 10 metre arasında olabilir. Ya da daha uzun. Bulunduğun yerden gelişine göre değişir. Depremden sonra dakikalar içerisinde dalgalar kıyıya ulaşır. Tsunami dalgası bir yerden gelip de Boğaz’a giriyorsa, dalgayı daha da hızlandırır. Dalgadan kaçmak için tepelere doğru kaçalım. Ya da binanın tepelerine çıkalım. Yüksekliği seni altına almıyorsa kurtulursun. Yükseklere çıkmak lazım. Denizaltı gözlem istasyonların olursa önceden haber verilir. Halk kaçabilir, tsunamiden korunabilir. Bir de sahilde doldurdukları alanlar var ya, onların faydası da var, zararı da. O da ayrı bir konu…

GÖÇÜK ALTINA GİRMEDEN BİR ŞEYLER YAPIN

Yetkililer insanlar göçük altına girmeden neler yapılır noktasında hummalı bir faaliyet göstermiyorlar. Binaları olabildiğince hızlı ve etkili bir şekilde gözden geçirip, onları tümüyle göçüp insanları öldürmeyecek hale getirmenin yollarını bulmalı… Bakın hasar görmemelerini sağlamalılar demiyorum, bırakın depremde binalar hasar görsün. Zaten hasar görmemeleri mümkün değil. Ama tümüyle bu binalar göçüp, insanların içinden sağ çıkmalarını engellemesin, önemli olan bu. Bunun için binaları elden geçirmek, kuvvetlendirmek lazım. Doktorlar ve helikopterler nerede bulunsun. Elektrik trafo ve su hatları bir an önce nasıl devre dışı bırakılsın. “Konu hakkında bir şeyler yapın” diyorum, ama olmuyor.

BAYEZID DEPREMDEN KURTULDU

Dolmabahçe Sarayı, Topkapı Sarayı, Ayasofya, Sultanahmet Cami, Fatih Camii tarihteki depremlerde büyük zarar gördü. Bugünkü şartlarda büyük hasar görme ihtimalleri çok fazla. Ülkemizin deprem tarihinde 1509 İstanbul Depremi Bolu’dan Edirne’ye kadar kendini hissettirdi. Odadan çıkınca bir şey olmadı Depremde şehir halkının yaklaşık yüzde 10′u ya öldü ya da yaralandı. 109 cami ve 1070 ev yıkıldı, surlar zarar gördü, Ayasofya Camii’nin minaresi yıkıldı. 2. Bayezıd’ın Topkapı Sarayı’ndaki yatak odası da depremden sonra çöktü, ancak padişah bir saat önce odadan ayrıldığı için ona bir şey olmadı. Yoksa 2. Bayezıd depremde ölecekti. Günlerce Topkapı Sarayı’nın bahçesine kurdurduğu çadırda yattı.

İSTANBUL’A GİRİŞ VİZEYLE OLSUN

Depremden daha fazla etkilenmemek için Osmanlı’nın yaptığı gibi İstanbul’a gelmeyi vizeye bağlayalım. Hukümet İstanbul’a giriş yapmak isteyen herkesten tek tek vize istesin. Bunu da göz göre göre cinayet işlemek istemiyorum diyerek yapsınlar. Böylece depremde ölenlerin sayısı azalır. Japon Başkonsolos Yardımcısı 8 ay önce beni ziyaret etti. Bana “Size yalvarıyorum, halkınızı uyarın, İstanbul’da büyük bir deprem olacak” dedi.

Muhabbetara sohbet odalarına hoşgeldiniz. Kaliteli ve seviyeli chat muhabbet odalarına girmek için hazır olun. Sitemiiz sabit kullanıcıları haricinda googleda muhabbet chat ve bir çok sohbet kelimeleri aramasında üst sıralarda çıkmanın gurunu yaşamaktayız. google un verdiği bu ayrıcalık ile sizlere daha iyi ve kaliteli bir hizmet vermek için ekibimiz ile birlikte çalışmaktayız.

sohbet sohbet odaları oteller indir
Clicky Web Analytics